Termespor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Termespor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ara 2012

Pele Metin'den Metin 2'ye Bir Yarım Kalmışlık Öyküsü

Metin Küçük, nam-ı diğer Pele Metin. Babasından ona miras kalmış Pele lakabı. Terme'den çıkmış en büyük futbolcu olarak gösterilir. 'Metin' der herkes, 'Metin kendini bitirdi' der. Lakabı Pele'dir ama lanse edilen Metin biraz George Best'e yakındır. Çok yetenekli olan, ama yeteneklerini harcayan bir Metin imajı çizilir.

Metin Küçük otuz beş yaşında, 'Adress Cafe' adında bir internet cafe işletiyor. Evli ve bir kız çocuğu sahibi. Bundan üç dört sene önce bir halısaha maçında ayağı kırılmış, yanlış teşhis yanlış tedavi derken kırığı düzgün kaynamamış ve bu olaydan sonra detone olan bir tenor misali çimlere 'Pele' gibi basamamaya başlamış. Hala halısaha turnuvalarında kurulan veteran takımlarda ilk başa yazılır. Yaş ilerlemiş, kırık çıkık formdan düşürmüş ama hala halısahada top Metin Abi'nin ayağına geldiğinde herkes 'bir dakika' der. Topa öyle dokunur, oyunu öyle bir okur ki sahanın 5-10 metresinde adeta bir özerk bölge oluşturur, onundur orası.

Gittim yanına 'Metin Abi futbol hayatınla ilgili bir röportaj yapalım' dedim, 'sağolasın ama futbol düşünmüyorum, konuşmuyorum kardeşim' dedi ve sustu. Sonra yaklaşık 45 dakika bir şeyler anlattı bana. Sonra yine sustu ve bir daha konuşturamadım. 'Yaz' dedi 'yazabildiğini yaz'.

... 



                              -Oturanlardan soldan ikinci Metin Küçük


' Yolspor'da başladım futbola. Termespor'a gelişim 19 yaşıma denk gelir. Dört sene oynadım Termespor'da, sonra Sivasspor'a geçtim. Ben Termespor'da oynarken 3.Lig'deydi takım, benim gittiğim sene de düştü. Sonra da 'Metin gitti o yüzden takım düştü' denildi. Termespor'da oynarken birçok yerden teklif geldi. Hepsi sudan gerekçelerle, astronomik rakamlarla yokuşa sürüldü. Gitmek istedim, ama yollamak isteyen yoktu. 'Metin olsun' diyen yoktu. Terme'de bu işlerin içinde olan insanlar hep bu işte direkten dönmüş kişilerdir, direkten dönmüş adam senin 'gol' olmanı istemez, istemediler de. 

Sivasspor 2.ligdeydi. Bana talip olma durumları yoktu, ortada fol yoktu yumurta yoktu. Bonservisimi aldım, her şeyden vazgeçtim telefonumu satıp Sivas'a gittim denenmek için. Başardım takımda kaldım. Herkes 'Metin alemlerden alemlere akıyor' derken benim cebimde beş kuruş param yoktu. Kulübün bana vereceği paraya ailem taş koydu, yarın öbür gün üç kuruş para aldım bu sefer ailem el koydu. Tesislerde yatıp kalkıyordum. O 'alemci' dedikleri Metin takım arkadaşlarıyla beraber katıldığı kokteyllere bir çift eşofmanı ile gidiyordu. Futbol hayatım boyunca ne alkol ne de sigara kullandım. Ağzımda bir sigara görenler beni berduş yaptı, Avrupa'da ve Türkiye'de oyuncular arada sırada sigara içip yakalanmıyor mu? Tabii ki olur. Ama sen düştüğün zaman törpüleniyor bunlar. Futbol kahpe oyun. İyiysen her şey iyi, kötüysen her şey kötü.

Sivasspor'da 11 oyuncu hocaya baş kaldırmış. Beni de bu listeye almışlar. 21 yaşında takımda 'papaz' muamelesi gördüm. Başkan 'süresiz kadrodışısın' dedi, ne diyeceksin?

Birkaç kulübe gittim. Eskiden takım arkadaşım olan hocalar bana 'burada sana 2.lig havası yaşatmam' deyip idmanda huni toplatmaya kalktı. Ne diyeceksin? Kaybetmişsin sonuçta. 

Terme'ye geldim, benim tecrübemden yararlanacak benim her şeyimden faydalanacak hoca, ki eski takım arkadaşımdır, 'seni seneye düşünüyorum' dedi. Ordan burdan getirilen topçuya 1000 lira para verilirken dedim ki bana 500 lira verin şu gençlere dağıtayım. Vermediler. Çarşamba'dan getirilen topçu iki sene banko oynatılıp pişirilip başka takımlara yollanırken Terme'nin çocuklarına hep aptal muamelesi yapıldı. Bunlar yürüsün ama Termeli yürümesin. Kendine yönetici diyen adamlar birasını sigarasını içerken ben ve benim gibi her Termeli genç, yağmurda çamurda beş parasız hizmet etti Termespor'a. Takım düştü 'Metin düşürdü' oldu, Metin düştüğünde ise saygısızca sevgisizce davrandılar. 



                              -Oturanlardan sağdan üçüncü Metin Küçük
                              -Termespor 3.lig'de 2000 yılı Sürmenespor deplasmanı


Futbolu okuyan adamla, gören adam farklıdır. Ben gördüm. Oynamak istedim, hocalık yapmak istedim. Terme'ye hizmet etmek istedim. Ama fırsat vermediler. Düşmüşsün ya kaybetmişsin ya ne işleri olacak senle? Termespor'u geçtim beni halısahada top oynamaya bile davet etmediler.

Üç beş ay zaman geçirmek için açtım bu internet cafeyi. İnternetin 'i'sini bilgisayarın 'b'sini bilmezdim. Tutacağı varmış tuttu. Bu sefer 'Metin el atından gençlere sigara içki veriyor' dediler, ne diyeceksin? Kendimi bu internet cafeye kapattım ben. Sokağa çıkmak dahi gelmiyor içimden. Burayı kapatır evime giderim. Futbol benim yaram kardeşim. Şimdi sen diyorsun ki 'konuş', kime konuşayım? Beni hiç maç izlerken gördün mü? Birileriyle futbol konuşurken gördün mü? Bazen diyorum 'ulan napıyorum ben bu internet cafede, kim bu insanlar?' Kafayı yiyecek gibi oluyorum.


25 yaşında bıraktım ben futbolu. Çok kötü zamanlar geçirdim nelere sahip olabileceğimi, nerelerde olabileceğimi kestirmek dahi yaraladı kahretti beni. Kafama silah bile dayadım, dedim ki 'niye yaşıyorum?'. Kaç kişi aradı kaç kişi sordu, karısını yanına alıp yanıma gelenler oldu, 'oyna Metin' dediler. 'Bıraktım' dedim. Sonra 'futbol oynarken yaptı' dedikleri her şeyi yaptım. Unutmak için. Sadece unutmak için içtim. Sana en son şunu söyleyeyim bana sadece 22 yaşını ver kardeşim; sonra ne istiyorsan yaz altına, imza atayım..'

Metin Küçük bir yarım kalmışlık öyküsü. Hayatta herkesin 'keşke'leri var; ama futbolun 'keşke'si çok hüzünlüymüş onu gördüm. TRT Spor'da yayınlanan  'PİŞMANIM' programındaki 'keşke'lere benzemiyor bu. Metin Abi'nin sesi titreyerek anlattığı 'keşke'lerini hep bir çocuk haykırışı kesiyordu 'Metin Abi Masa 6'yı açar mısın?' diye. Bu duygu hiçbir şeye benzemez, yaşamayan da bilemez tahmin edemez. Ben çok uğraştım ama kendisinin yerine koyamadım kendimi, kimse de koyamaz.

Terme futbolu sıradan bir golsüz maçın öyküsü. Metin Küçük de bu golsüz maçın ofsayt pozisyonu. Tek istediği şey golsüz maçın ofsayt pozisyonu olarak özet görüntülerinde yer almakmış. Ama yapmamış Terme insanı. Koymamış Metin Abi'yi.

8 Şub 2012

Amatör Takım, Sessiz Umut: Termespor


Profesyonel futbol olanca sıkıcılığı ile bizi oyalarken büyüdüğüm ilçenin futbol takımı ile amatör futbola uzanmanın çok lezzetli olacağını düşündüm. Ve öyle de oldu; Termespor'u konuşmak, Termespor'u yazmak biraz buruk da olsa bir sevinç yarattı ruhumda.

..

Terme, Karadeniz sahil şeridinde Samsun-Ordu sınırında bulunan Samsun’a bağlı yaklaşık 30 bin nüfuslu bir ilçedir; pidesiyle, pirinciyle meşhurdur. Termespor da bu ilçenin güzide futbol kulübüdür.

1953 yılında kurulan Termespor’un 59 senelik yaşamında kısa sayılabilecek(beş sene) bir 3.lig macerası dışında A takımlar bazında pek bir başarısı olmamış. Karadeniz’in her yerinde olduğu gibi Terme’de de en popüler sporun futbol olmasına ve geniş bir merak uyandırmasına rağmen bu ilçede neden kayda değer bir gelişmenin gösterilememiş olmasını kulübün emektarı Ali Osman Canikli ile konuşalım dedik.
Ali Osman Abi’ye röportaj fikrini sunduğumda ve kulübe geldiğimde bana öyle samimi öyle ilgili yaklaştı ki kulübün yaşadığı yalnızlığı tahmin etmek zor olmadı. Röportaj boyunca kendimi La Gazetta Della Sport’tan gelmiş bir gazeteci gibi hissettim; belli ki ne kendisinin ne de Termespor’un kapısı çalınmıyor hali hatrı sorulmuyordu.
Ali Osman Abi 1957 yılında Giresun’un Alucra ilçesinde doğmuş, 11 yaşında Terme’ye gelmiş. Bir dönem İstanbul’da amatör olarak yaptığı lisanssız kalecilik dışında oyuncu olarak faal futbol oynamamış; ama saha dışındaki hikayesi değme profesyonellere taş çıkarır cinsten.
'Ben bu oyuna, ben bu takıma hayatımı verdim’ diyor Ali Osman Abi.
Kendisi Termespor’a 1990 yılında birkaç arkadaşının ricası ile malzemeci olarak girmiş. Ali Osman Abi ‘malzemeci’ olarak girdiği bu kulüpte yeri gelmiş yöneticilik yeri gelmiş antrenörlük yapmış; Termespor uğruna hayatın her alanında(buna özel yaşamı da dahil) birçok şey kaybetmiş birçok şeyden vazgeçmiş. Son tahlilde geçen yirmi iki senede artık Termespor ve Ali Osman insanların gözünde eşdeğer sayılır olmuş.
Soru: Abi iyisiyle kötüsüyle bu kulüpte 22 senen geçti. Senin dışında birsürü insan geldi gitti buraya, hatta bazı dönemlerde kulüp kapanma noktasına geldi ama senin çabalarınla ayakta kaldı ve bugün burada karşımızdasın. Peki sen hiç bu kulübü bırakmayı düşünmedin mi?
O.Canikli: Düşünmekten ziyade bıraktım. Bilenler bilir, Termespor çok şeyden ayırdı beni; bir dönem özel hayatımla ilgili problemlerden dolayı bıraktım.
(sözünü keserek): Neden geri döndün peki?
O.Canikli: Futbol sevgisi. Hayatımın dörtte üçünü kaplıyor futbol. Günlük ihtiyaçlarım ve ibadetim dışında kendime ayırdığım bir zamanım yok. Kulüpte yatıp kalkıyorum, bu ilçede kime Ali Osman deseniz ‘Termespor’ der. Yalan yok, belki başka çıkış yollarım olsaydı deneyebilirdim; ama olmayınca burada aldığım ücrete yaşam şartlarıma bakmaksızın ‘kaderimdir’ dedim ve kendimi Termespor’a adadım.
Soru: Termespor’a minik takımla ayak basan bir çocuk ilk sizinle tanışıyor ve sonrasında sizin elinizde büyüyor. Termespor’da oynamış birçok arkadaşımın size ‘Osman Baba’ diye hitap ettiğini bizzat biliyorum. Bu bağ nasıl kuruluyor?
O.Canikli: Samimi bir aile ortamıyla. Bazı çocuklar kendi evinde bulamadığı aile ortamını burada buluyor; doğru olan da bu zaten. Burası da bir okul. Çocuklara bu anlayışla yaklaştığınızda karşılığında sevgi saygı görürsünüz. Sadece ben ve birkaç kişi bu çocuklarla ilgilenebiliyor. Daha fazla ilgi olsa daha güzel şeyler olur; şu an iki yüz lisanslı futbolcumuz var bu potansiyele sahibiz. Dediğin gibi miniklerden itibaren yanında beni gören futbolcu sevgi ve saygının yanında ilerleyen yaşımıza da hürmet gösteriyor. Bu da beni çok mutlu ediyor.
Soru: Terme’yi özel Türkiye’yi genel olarak düşünürsek altyapıdan A takıma geçişte bazı problemler olduğunu, bazen çok sağlam mayaların bile tutmayabildiğini görüyoruz. Sence filmin koptuğu yer neresi?
O.Canikli: Futbolcu yetenekle bir noktaya kadar gelebilir. Futbolcuya elinde tüfek olan bir asker gazıyla ‘Allah Allah’ nidası okuyarak bir yere varamazsınız. Futbol sadece ayakla oynanmıyor, ülke olarak bir oyun aklı geliştirmemiz lazım. Onun dışında futbolumuzu yakan şeylerden biri de o erken ‘oldum’ havası. Bir futbolcu bedensel olarak zihinsel olarak profesyonel olsa da ruhu ‘amatör’ kalmalı. Malzeme zaten mevcut iken düzgün bir eğitimle bu iş olur.
Soru: Senelerdir bu amatör kulübün içerisindesin. Amatör futbolun zorlukları neler?
O.Canikli: (Gülerek) Amatör hep zorluk. Sevmezsen hayatta o işi yapamazsın; ne futbolcu futbolunu oynayabilir ne de çalışanlar verimli çalışabilir. Bu seneye kadar biz oyuncuların cebine harçlık bile koyamazdık; sağolsun Terme’de geçici olarak görev yapan bir kaymakam kulübe bir miktar para yardımında bulundu da oyunculara az da olsa emeklerinin karşılığını verebildik.
Soru: Kişisel olarak geçmişten bugüne hedeflerin, varsa ‘keşke’lerin neler?
O.Canikli: Aslında pek yok. Ama lisanslı bir hoca olmak isterdim. Bu kulüpte bulunduğum süre içerisinde 31 tane hoca ile çalıştım, hepsinden bir şeyler almış olsam tecrübe olarak hiç de fena değilim. (Gülüyor)
Soru: Termespor’la ilgili zihninizdeki en unutulmaz olay hangisidir?
O.Canikli: 3.lige çıktıktan sonra Terme’ye dönüşümüz. Meydanda o otobüsün içinde ben de vardım, otobüs neredeyse devrilecekti. Terme’de futbolu seven sevmeyen herkes kenetlenmiş tek yürek olmuştu.
Soru: 3.lige çıkan Termespor, o havayla neden devamını getiremedi? En azından 3. ligde kalıcı olabilir miydi?
O.Canikli: Termespor’a yazık ettiler desem yanlış olmaz. Çünkü gerekli gereksiz onca harcamadan sonra kulüp bazı kurumların sırtına kambur olduğu için göz göre göre düşürüldü. 3.Lig’den düştükten sonra kulüp kapanma noktasına geldi. Dayanamadım yanıma gençleri topladım Cumhuriyet Meydanı’na gittim; gazetecinin birini çağırıp ‘Termespor malzemeciye kaldı’ diye haber yaptırdım. Sonrasında ilgilenenler oldu da takımı ancak toparlayabildik.
Soru: Artık 3.lig hayal mi peki?
O.Canikli: Neden hayal olsun? Bizim futbolcu potansiyeli anlamında hiçbir sorunumuz yok; ama sahipsiz kaldı Termespor. Çevre ilçe takımlarının bütçelerine baktığımızda Ünye olsun Çarşamba olsun bizim senelik bütçemizi ona katlar; bizim belediyeden aldığımız 3 Milyarlık bir mebla var o kadar. Terme fındık ve pirinç fabrikalarıyla, güçlü esnafı ile aslında şanslı bir ilçe. Tek sorun kulübün doğru yönetilmesi. Kulüp yöneticileri futbolun içinden gelen futbolu seven kişiler olmalı. Burası küçük bir yer; yöneticiler sevilen sayılan ilçenin ileri gelenlerinden seçilmeli. Seçilmeli ki insanlar güvenip gözü kapalı bir şekilde bu kulübe hem maddi hem manevi yardım edebilsin.
Ali Osman Canikli için söylenebilecek çok şey var aslında. O, vesikalık fotoğrafını bile eşofmanlarıyla çektiren tam bir futbol emekçisi. Belki gerekli ilgiyi görmemiştir; ama bu dünyada yaptıklarımız sonsuzlukta yankılanacaksa eğer, boşver be Ali Osman Abi senin yüreğin yeter.
Termespor sarı-siyah formasıyla, Mahir'in fileleri yırtan penaltısıyla çocukluğumuzun efsanelerindendi. Kim bilir belki o günler tekrar gelir; eminim ki en ufak bir kıvılcımda yanacak bir Termespor ateşi halen var. Bazen çok ufak şeyler devasa sonuçlara vesile olabilir; belki bu yazıyı okuyan birileri bir sigara yakarak Mustafa Sinecek'li Levent'li Mahir'li Termespor dönemlerini hatırlayabilir. Terme'nin Termespor'a Termespor'un ise ilgiye ihtiyacı var. Aslında her şey senin, benim, bu yazıyı okuyanların elinde. Termespor yalnız, hem de çok.