İrlanda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İrlanda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haz 2012

Gecenin Kazananları: İrlanda Taraftarı, Gök Mavililer ve Cüneyt Çakır


İrlanda taraftarı C grubunun başından sonuna bıkmadan, usanmadan destek verdikleri takımlarının sıfır çekmesini umursamadan “Ireland” diye haykırmaya devam etti…
Turnuvada Hırvatistan ve İrlanda taraftarları rakiplerinden bir adım öndelerdi. Ancak İrlandalılar birinciliği kimselere kaptırmadı. Bu yüzden bu iki ülkenin elenmesi turnuvada tribünlerin selameti açısından pek de hayırlı olmadı.
Diğer taraftan ev sahibi Polonya ve takımlarına yoğun bir destek sağlayan Rusya’nın elenmiş olmaları da çeyrek final maçlarında tribünlerden çok futbol sahalarının konuşacağı maçlara sahne olacak.

Turnuvanın gerçek rengi olan taraftarları bir kenara bırakırsak; İtalya-İrlanda maçında sahada oynanan futbol neredeyse tamamen güce ve mücadeleye dayalıydı. İtalya gerek topla oynama yüzdesinde, gerekse de girdiği pozisyon sayısında rakibinin önündeydi.
Bu maç öncesi İtalya’nın mutlak galip gelmesi gerekiyordu. Tabi ki ilk iki maçta da taraftarlarının yüzlerini güldürebilselerdi fena olmazdı…
Maçtan geriye hafızalarda yer eden pozisyonlarda İtalya’nın bariz üstünlüğü söz konusuydu…
İlk yarıda golden önce Di Natale’nin sıfır çizgisinden kalecisi olmayan kaleye çıkardığı şut ve akabinde gelişen İtalya atağında Cassano’nun şutu futbol severler için güzel karelerdi. İkinci yarının ve maçın en güzel anı ise oyuna sonradan giren Mario Barwuah Balotelli’nin muhteşem volesiydi.

Bir parantez de Cüneyt Çakır’a açmazsak maçın neredeyse hatasız yönetimini göz ardı etmiş oluruz. Baştan sona tavizsiz bir yönetim sergileyen Çakır günümüzün ve geleceğin sayılı hakemlerinden olmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu geceki yönetim O’nu ya bir çeyrek final maçı ve sonrasında final maçına aday yapar; ya da en kötü ihtimalle bir yarı final maçına. Wolfgang Stark, Howard Webb ve Nicola Rizzoli de Cüneyt Çakır’la aynı seviyede hakemler. Eğer ki Cüneyt Çakır yönetmezse finali bu üçlünün ülke takımlarının akıbetine göre final maçı üçlüden birisine verilir.

Gök Mavililer’den çeyrek finalde daha iyi bir futbol görmek dileğiyle; herkese futbol dolu günler diliyorum…

15 Haz 2012

Kupaların Efendisi: Mezhep Kardeşliği

Halihazırda Dünya Kupasını en çok kazanan Avrupa ülkesi olan İtalya'ya Kupaların Efendisi desek yerinde olur. Ancak İtalya'nın Dünya Kupalarındaki başarılarının Avrupa Şampiyonalarına yansımadığı da bir gerçek. Ev sahibi olduğu EURO 1968'i kazanan İtalya bu kupayı ilk ve son kez kaldırmış olacaktı. Papalığın merkezi Vatikan'ı topraklarında barındıran İtalya kuşkusuz Katolikler arasında önde gelen bir ulusa sahipler. Diğer taraftaysa Balkanlar'daki mezhep ve din çatışmalarının baş aktörlerinden olan Hırvatistan da Katolik mezhebine mensup bir ulusa sahipler.

C Grubunun ilk maçında İspanya karşısında pozisyonlar vermesine rağmen İtalya oynadığı futbolla umut veren bir görüntü sergilemişti. Ancak hala oyun olarak bir şeylerin yeterli olmadığı da apaçık ortadaydı. Buffon, Di Natale ve tabi ki Pirlo ilk maçın öne çıkan isimlerindendi. İtalya'nın temel probleminin nerede olduğu ise tam bir muammaydı. Cesare Prandelli takımını İspanya karşısında güzel bir dizilimle çıkarmıştı. Prandelli kadroyu Hırvatistan maçında da bozmadı. Maçın ilk yarısında Pirlo'nun serbest vuruştan attığı gole kadar sahanın tek hakimi olan İtalya akıllara ister istemez aynı soruyu getirdi: Yine mi skorun üzerine yatacaklar? Beklenen cevap hiç gecikmeden ikinci yarı başlar başlamaz İtalya'nın ileride baskıyı bırakmasıyla geldi. Belki İtalyanlara özgü bir şey değil geriye çekilme huyu. Ancak ne yazık ki İtalyanlarla özdeşleşmiş klişe tabirlerin başında geliyor. Catenaccio gibi felsefik bir sistemin günümüzdeki kullanım şeklinin Helenio Herrera'nın kemiklerini sızlatmadığını düşünmek ise safdillikten başka bir şey olmaz. O yüzden her savunmaya çekilen takıma da Catenaccio yapıyor dememek evladır. Ancak şu da atlanmamalı ki katı savunma yapmakla özdeşleşen Catenaccio kavramı ister istemez bir kalıp haline de gelmiş durumdadır.

Maçın ikinci yarısında Mandzukic'le golü bulan Hırvatlar galibiyetin kendilerini bir üst tura taşıyacak olması gerçeğini göz önünde bulundurup maçı İtalya'dan daha çok isteyen taraf konumundaydılar. İtalyanlar ise nasıl olsa son maçta ne yazık ki grubun averaj takımı haline gelen İrlanda'yı yeneriz düşüncesiyle rahat hareket ettiler. 1-1'lik sonuç İtalyanların işine fazlasıyla yaradı gibi. Hırvatlar içinse asıl tehlike grubun son maçında İspanya karşısında alınacak olası bir mağlubiyette gruptan çıkamama ihtimali. Kupanın son şampiyonu olan İspanya'nın son maçta göstereceği performans gruptaki dizilimi belirleyecek. İtalya cephesinde ise olası bir öz güven patlaması durumunda 2010 Güney Afrika'nın bir tekrarı da yaşanabilir. Turnuvalarda nasıl futbol ortaya konulması gerektiğini çok iyi bilen İtalyanlar muhtemelen gruptan çıkacaktır. Hem de diğer maçın sonucunu beklemeden.

Ayrı bir parantez de Hırvat taraftarlara açmak lazım. Hırvatlar çok büyük kafileler halinde Polonya'daki stadyumları adeta esir almaya gelmişler gibi. Şu ana kadar ki en iyi deplasman performansını sergileyen Hırvatistan tribünlerinde kimi zaman Türkiye tribünlerinden duymaya alışık olduğumuz besteler duyuyoruz. Almanya tribünlerinde yıllardır duyduğumuz benzer bestelere alışkındım ancak kulüp bazında başarılı olamayan Hırvat takımlarının tribünlerini bugüne kadar takip edememiştim. Gerçekten hayran bıraktılar kendilerine. İtalyan tribünleri ise her zamanki gibi sayıca az olmalarına rağmen Hırvat tribünlerinden aşağı kalır değildi. Ülke takımı destekleme fikri hiçbir zaman kulüp takımı destekleme fikrinin önüne geçemeyecektir. Sadece aşırı milliyetçilikle yoğurulmuş azınlık bölgelerinde kurulan FIFA'ya bağlı olmayan ulusal takımları destekleme fikri futbol severlere cazip gelebilir. Bunların haricinde İtalyan ve Hırvat taraftarları eğer ki iç içe görebiliyorsak stadyumlarda fanatizm ulusal takımlara çok da fazla sirayet etmemiş diyebiliriz.

Kupaların Efendisinin maçın ikinci yarıdaki isteksiz oyunu Hırvatların bir puanı almasını kolaylaştırdı. Hatta ikinci yarıda galibiyeti bulabilecek pozisyonları da defalarca cömertçe harcadılar. Katolik Kilisesi haricinde kimseyi tatmin etmeyen bir skorla biten maç İtalya'nın tur ümitlerini artırırken, Hırvatistan'ın kileri de zora soktu.