30 Ara 2011

Kadının Futbolla İmtihanı - 2 "Bir östrojen Trajedisi"

İşe hemcinslerime serzenişte bulunarak başladığım ilk yazım "Kadının Futbolla İmtihanı -1"de, bir kadının futbol hususunda maruz kaldığı imtihanın iki neticesi olduğundan bahsetmiştim: Reddetme ve Sahiplenme.

Reddetme şeklinde karşımıza çıkanı kısaca "22 adam, 1 top" şeklinde özetlemiş, kadınlarımızdan malum tutkuyu en azından kendisine gönül veren kitlelerin yüzü suyu hürmetine mazur görmelerini istemiş, bu mazur görüşü sağlayacak reçetemize de "empati"yi iliştirmiştik.

Bu kısa anımsatmanın ardından, ülkemizdeki dizi yapımcılarından bir farkım kalması adına; özeti -en azından aslından- kısa tutuyor ve asıl meseleye geçiyorum.

Kadınlık algısının "ele bulaşmış hamur" yüzeyselliğiyle özdeşleştiği bir toplumda, kadının futbol gibi "erkek yoğun" bir şeye merak sarması çok da eski olmayan bir zamana kadar kıyamet alameti muamelesi görüyorken, neyse ki şimdilerde daha sık rastlanan ve bu sebepten de daha az yadırganan bir durum haline gelebilmiştir. Normal şartlarda; küfürlerin havalarda uçuştuğu ve "koymak" fiilinin türlü türevlerinin kâh iltifat kâh hakaret olarak karşımıza çıktığı futbol ortamlarına bir kadını iliştirememek elbette doğal karşılanabilir. Fakat, biz kadınların bu hususta dikkate alınma taleplerinin "açılın ben de koyucam" değil, "biraz az koyun da biz de aranıza karışabilelim" şeklinde masumane bir istekten fazlası olmadığı da unutulmamalıdır, tepkiler bu nüansın ışığında verilmelidir.

Kendisiyle birlikte maçları takip eden, yanındaki erkek maç seyrederken Fatmagül'ün suçunu maçın skorundan daha fazla merak etmeyen, daha da önemlisi maç esnasında televizyonun önünden geçmeyi kendine hobi edinmeyen bir kadının ne denli baş tacı olmayı hak ettiği malumunuz. Peki, futbolla ilgilenen kadın böylesine cazip ve işlevsel iken, bu mereti safi testosterona boğma çabası nedendir çok sevgili er kişiler? Siz değil miydiniz ofsaytı kadınınıza anlatmaya çabalarken nice zayiatlar veren? E tamam işte, versenize o zaman bize de sizlerin arasına karışma fırsatını... Gözünüzü seveyim, almayın şu güzelim uğraşı kendi cinsinizin tekeline.

"Yahu izleyin işte, gözlerinizi bağlayan mı var?" deme ihtimallerinize karşı ve neden bu konuda bu denli dolu olduğumu açıklayabilmek adına, gerçekten başıma gelmiş iki adet ufacık dialoğu sizlerle paylaşmak isterim:

- Beşiktaş'ta oynayanlar haricinde, eskilerden ya da şimdikilerden hayranlık duyduğun bir Portekizli var mı? Ronaldo, Nani falan.
+ Elbette var. Figo.
- Hmm evet, yakışıklı adam tabi.

...

- Madrid takımı benim için Atletico'dur, Real değil.
+ Hea, Arda için mi? Galatasaraylı mıydın ki sen?

Bu ne yahu? Sonra da "yüzeysel" deyince "sığ" deyince kızıyorsunuz. E bu ne o zaman?

Futbol seven kadına "maskülen" yaftası yapıştırırken, taraftarlık meselesini yalnızca erkeksi durumlarla beyinlerinize kodlarken, kararları işinize gelmeyen hakeme olan kızgınlıkları bile "ibne hakem" kalıbıyla dile getiriyorken, birikiminden sual olunmaz kadına bile "ne de olsa kadın abi yeaa!" aşağılaması yapmaktan geri kalmıyorken; kusura bakmayın beyler ama, statlarda futbol eşlerinden başka kadın görmemek size müstahak, bence tez elden karşı cinsinizin gönlünü almaya bakın siz.

Ve son olarak belirtmek isterim ki; kimseler sizlerden pozitif ayrım beklemiyor, hele ki göz boyamak uğruna stat kapatma cezası yerine stadı kadınlarla doldurmak gibi enteresan eylemleri hiç beklemiyor. Sizlerden istenen şey çok net ve anlaşılır; biraz saygı ve bu saygı doğrultusunda şekillenmiş "eşit" bir muamele. Emin olun zor değil...

Esen kalın, hoşça kalın.


4 yorum:

Sinan Baran dedi ki...

Tebrikler Funda, farkındalık yaratmayı başardın...
Sana o şekilde soru soranlara da eğitim şart!

funda ügeli dedi ki...

Teşekkür ediyorum Sinancım. Bu farkındalık durumunun kapsamının genişlemesini umuyorum..

Sacit Yürç dedi ki...

Söylediklerinin gerçekleşmesini inan ben de isterdim ama, ne yazık ki futbolla ilgilenen kadına maskülen yaklaşma algısı değişmeyecek gibi gözüküyo.. Kemikleşmiş zira..

funda ügeli dedi ki...

Buradaki hesabıma çoktandır giriş yapamadığım için yorumu da henüz yapabiliyorum, kusura bakma lütfen :)

Biz kemikleşmiş algıların değiştirilebilmesi için çabalıyoruz. Geçmişe kıyasla her şey daha iyi durumda, umarım devamı da gelir :)