20 Kas 2013

FLN, Cezayir Kurtuluş Savaşı ve 2014 Brezilya

Dört yıllık özlem sona eriyor ve 2014 Dünya Kupası için artık son yedi aylık sürenin içerisindeyiz. Bu yedi aylık süreçte elimden geldiğince az bilinen ya da ilgi alanıma giren ülke profillerinden bahsedeceğim.

İlk hikayemiz Afrika'nın Brezilya'ya giden tek kuzey temsilcisi olan Cezayir'den. Cezayir'in 20. yüzyıla damgasını vuran en önemli olayı Fransa karşısındaki kurtuluş savaşı oldu. Savaş, 1954 ve 1962 yılları arasında sürdü. Cezayir halkının bağımsızlık mücadelesinde en çok öne çıkan örgüt Ulusual Kurtuluş Cephesi (FLN)'dir. 130 yıllık sömürge yönetiminin bir sonucu olarak doğan sekiz yıllık isyan ve direniş sırasında silahlı mücadele yöntemine başvurulup başvurulmayacağı çok kez tartışılmış ancak en sonunda silahlı mücadele yanlısı gruplar tartışmanın galibi olmuştur. Cezayir'in başkenti Cezayir şehri Kasbah (Arap Cezayir halkının yaşadığı bölge) ve Avrupa Şehri (Geneli Fransız olan Avrupalı Cezayir halkının yaşadığı bölge) olmak üzere ikiye ayrılmış ve Kasbah'ta direniş sırasında Fransız askerinin şiddetli sıkıyönetim uygulamaları gerçekleşmiştir. Diğer taraftan da FLN gerillaları seri polis cinayetlerine başlamış ve sıkıyönetime giden yolda ateşi körüklemiştir. Ülke toprakları işgal altında olan FLN gerillalarının verdiği tepki fazlasıyla doğaldır.

Seri polis cinayetlerinin ardından Paris yönetimi Cezayirli Arapları Kasbah şehrine hapseder ve güvenlik önlemleri günden güne sertleşir. Bu süreçte karşılıklı olarak Arapların veya Avrupalıların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde bomba saldırıları gerçekleşir. Avrupalı Cezayirliler de sivil hayatta yakınlarını kaybetmeye başlar. Olaylarla baş edemeyeceğine karar veren Fransız yönetimi daha önce dünyanın farklı noktalarında gerçekleşen direnişleri bastırmakla görevlendirilen Paraşütçü birlikleri adı verilen askeri birliği bölgeye çağırır. Örgüt yapısını çözümleyip, işkence yoluyla, yakaladığı örgüt üyelerini konuşturmayı başaran albay Marcel Bigeard FLN'e büyük darbe vurur. 1957 yılına gelindiğinde Paraşütçüler FLN'i neredeyse ortadan kaldırmıştır. Üç yıl sonra kadınların önderliğinde direniş yeniden başlar ve asker Avrupa Şehri tarafına geçen Araplara ateş açar. Aralık 1960 tarihinde gösteriler sona erer. Halkın tek bir isteği vardır o da bağımsızlıktır. Cezayir, 2 Temmuz 1962'de yapılan referandumla bağımsızlığını kazanır.

Cezayir Ouagadougou'da 3-2 yenildiği Burkina Faso'yu dün akşam Blida'da oynanan maçta 1-0 mağlup ederek Afrika grubundan Brezilya vizesi alan son takım oldu. Daha önce Dünya Kupası'na katılmış olan ezeli rakipleri Fas, Mısır ve Tunus'un yer almadığı kupada Kuzey Afrika'yı (Afrikalı Arap ve Berberleri) temsil edecek tek ekip Cezayir oldu. Dördüncü kez kupaya katılacak olan Cezayir milli takımının hocası Türkiyeli futbolseverlerin de yakından tanıdığı bir isim olan Vahid Halilodziç. Cezayir milli takımının Brezilya'da en çok öne çıkması beklenen oyucuları ise Karim Ziani, Madjid Boughera, Anthar Yahia, Rafik Saifi, Ryad Boudebouz, Ishak Belfodil, Rafik Djebbour, Sofiane Feghouli gibi isimler olacak. 2002 Dünya Kupası'ndaki Senegal-Fransa eşleşmesi gibi bir grup eşleşmesi olması halindeyse Cezayir'in grupta oynayacağı maçlar daha ilgi çekici hale gelecektir.

Ekleme: Cezayir 2014 Brezilya Dünya Kupası'na gitmeye hak kazandıktan sonra sevinç gösterilerinde on iki Cezayirli hayatını kaybederken iki yüz kadar insan da yaralandı.

11 Kas 2013

Meksika 86, Videoton ve Peter Disztl...

Tarihinde iki kez Dünya Kupası finalisti olmayı başaran Macarların son kupa macerası 1986 yılında gerçekleşti. Meksika 86'da kadronun en önemli isimlerden birisi de kaleci Peter Disztl'dı.

1984-85 sezonunda Videoton'la efsane maçlar çıkaran Disztl önce Old Trafford, sonraysa Santiago Bernabeu'da dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Videoton'un 1984 eylülünde başlayan UEFA macerası 85 mayısına kadar sürdü. Sırasıyla Dukla Prag, PSG ve Partizan'ı eleyen Videoton çeyrek finalde Manchester United ile eşleşti. Disztl'ın kalesinde sadece bir gol yiyerek tamamladığı mücadelede sahadan galip ayrılan taraf İngilizlerdi. Macaristan'daki rövanş maçında Disztl kalesini gole kapayınca 90 dakikayı 1-0 önde kapatan Videoton maçı uzatmaya götürmeyi başardı. Penaltı atışları sonucunda yarı finalist belli olacaktı... Durum 4-4'ken United için topun başındaki isim Arthur Albiston'dı...
video
Yarı finalde Yugoslavya temsilcisi Zeljeznicar'ı elemeyi başaran Videoton'un finaldeki rakibi dünya devi Real Madrid olacaktı. İlk maçı Macaristan'da 3-0 kazanan Real Madrid kupaya çok yakındı. Santiago Bernabeu'daki maça damgasını vuran isimse Disztl oldu. Maçı 1-0 kaybeden Real Madrid kupanın yeni sahibi oluyordu olmasına ama maçın henüz başında Valdano'nun penaltısını kurtaran kaleci bir kez daha efsaneleşmeyi başarıyordu.

Not: Disztl ile ilgili internet üzerinden yaptığım ufak araştırmada:
-Türkiye internet haberciliğinin renkli sitesi ajansspor'a göre Disztl "Berber görünce kaçanlar" başlığı altında incelenmesi gereken bir profil olduğunu öğrendim.
"Buna eyvallah dedikten sonra..."
-"Puskas'lı dönemde sayısız başarıya ortak oldu" yazısıyla karşılaştım.* Sanırım ajansspor editörleri tarihe geçmiş bütün Macar futbolcular Puskas'la beraber top koşturmuştur, yazalım gitsin, kimse anlamaz nasıl olsa mantığıyla çalışıyor.

*Puskas futbolu bıraktığında Disztl henüz yedi (7) yaşındaydı.

Kaynaklar:
http://en.wikipedia.org/wiki/Hungary_national_football_team#FIFA_World_Cup_2
http://en.wikipedia.org/wiki/P%C3%A9ter_Disztl
http://www.ajansspor.com/habergaleri/1/105/1955_peter_disztl.html
http://www.oldschoolpanini.com/2011/07/mexico-86-peter-disztl.html
http://www.uefa.com/uefaeuropaleague/season=1984/matches/all/index.html
http://www.youtube.com/watch?v=vqD_g72beqo

2 Kas 2013

DURAKSAMA

Elindekinin kıymetini en çok bir taraftar olduğunda anlarsın. Olanla yetinmeyi, yokluğu, maziye saygı ve sevgiyi futbolda öğrenirsin. Bu sene kötüyüz ama gençleştirme var beş seneye bomba gibiyiz dersin, üçlük olur beşlik olursun zaten kötüydük giden yine üç puan dersin. Alt liglerde sürünürsün, dedenin gençlik zamanındaki başarılarla övünürsün, o maziyle sahadaki geri zekalıları motive etmeye çalışırsın. Hayatında canlı görmediğin, canlı izlemediğin efsane kadrodan bir topçu ölür kırk yıllık komşundan fazla üzülürsün.

Seni nereye sürüklediğini bilmeden gidersin, nefes aldığın sürece etrafındaki her şeyin yok olabileceğine ihtimal verebilirsin. Annen baban, kardeşlerin, sevdiklerin; hepsi bir gün ölebilir ve seni yalnız bırakabilir. Ama bir armanın seni yalnız bırakmayacağını bilmek ve bununla kendini iyi hissetmek son derece gerzek ama mükemmel bir duygudur.

..

Bizim peder rahatsızdı, hastaydı. Açıkça yazıp canımı sıkmak istemiyorum. Ordu maçını kahvede izleyecektim, girmeden abimle konuştuk kötü şeyler söylemişti. İçeri girdim, sandalyeye oturdum. Üst kattaydım, sigara içiliyordu görüntüsü kötü bir plazma televizyon vardı. Oturduğumda İstiklal marşı okunuyordu. 

Telefon konuşmasını düşünüyordum, ne yapmam gerektiğini o an ne yapmam gerektiğini düşünüyordum. Kötüydüm, kalp atışlarım hızlıydı. O an orda olmamın hiçbir izahı yoktu, yürümek istiyordum yürümek üst üste sigara yakmak istiyordum. Ama yerimden kalkacak dermanı bulamadım kendimde, yerdeki çekirdek kabuklarına bakıyordum. Peder çekirdekten hiç haz etmezdi, o aklıma geldi kötü oldum bir an. Kafamı kaldırdım 'maç parası verdin mi' dedim arkadaşa, evet anlamında başını salladı. Ekrana baktım karşılıklı top kayıplarıyla iğrenç bir kör dövüşü oynanıyordu. Bir iki dakika maçı izlemeye koyuldum, Alanzinho birkaç pozisyonu kötü vuruşlarla harcadı. Volkan Şen fena oynamıyordu, iyi gidiyordu topla. Bir oyuncu sakatlandı oyun durdu, ben de durdum. 'Baba lan bu' dedim, 'naparım ben' dedim. Gözlerim doldu, 'noldu lan' dedi arkadaş; 'aynı anda yakmayın lan şu sigaraları' dedim. Hayatıma dair en iyi ve en kötü senaryolar hızlı hızlı geçiyordu aklımdan, okul iş evlilik aile her şey. Ama her şey geçiyordu aklımdan. Çıksam mı maçtan diye düşündüm, çocuk peşimden gelirdi mevzuyu az çok anladığını düşündüm. 
 
Sürekli küfrediliyordu futbolculara, sağdan soldan arkadan önden her şeye küfrediliyordu. Napıyorum ulan ben burda dedim, bu gerzeklerin içinde ne işim var benim dedim. Babamla ilgili birsürü şey geldi aklıma, iyi kötü birsürü şey. Babamın yağlı yemek yeyip üstüne uzun tekel2000 yaktığı zamanlar geldi aklıma, sonra herkesin içinde vurduğu bir tokat geldi aklıma. En mutlu olduğum anlar onu en mutlu ettiğim anlardı, o anları hatırladım. Gülümsedim, gülümsedim ama hala nefes almakta zorlanıyordum. Ulan dedim böyle olacağı belliydi zaten, pat diye ameliyata aldılar böyle olacağı belliydi. Buna kendimi hazırlamalıydım, ne kadar zayıfım diye düşündüm. Sonra ne alakası var senin hiçbir şeyden haberin yoktu aniden otobüse atlayıp geldin ve hep burdaydın babanın yanındaydın neyin hazırlığı bu dedim. 

Kafamı kaldırdım, defanstan top çıkarıyorduk uzun bir top atıldı Volkan Şen kontrol edemedi küfürleşmeler homurdanmalar oldu. Devre bitmişti. Dışarı çıktık hava almaya ve hiç sigara içmediğimi fark ettim. Bir sigara yaktım, ne yapsam diye düşündüm. Tek başınayken gidip oturduğum birkaç bank vardı, oralara mı gitsem dedim. Adrian'dan bahsediyordu bir amca, Adrian dedim Adrian girerse alırız dedim. Birkaç dakika sohbet ettik o adamla. Beraber içeri girdik, arkadaşımın işi çıkmış gitmişti oturduğunda mesajını gördüm. Biraz daha bakayım sonra kalkarım dedim zaten tektim. 

Gülerek ısınan futbolcuları gördüm, yedeklerdi ve gülüyorlardı, çok aptal gözüküyorlardı. Ankaradayız dedim, tıpta da arkadaşlarım var nasılsa sorar soruştururuz en iyi yolu buluruz dedim. Maç başlamıştı insanların yüzünde gram heyecan yoktu. Normal şartlar altında Trabzonsporlular maç başlayınca ellerini ovuşturup gülümserler, tıpkı malını bulmuş bir müptezel gibi. 

Hastalıkla ilgili internetten okuduklarımla abimin söylediklerini yan yana koymaya çalışıyordum. Babamın haberi yoktu sadece ikimiz biliyorduk, abim sadece bana söylediğine göre ikimizin bilmesi gerekiyormuş demekki diye düşündüm. Bir an önce babamı görmek istedim, görüp belli etmemek hiçbir şey yokmuş gibi davranmak istedim. Olağandan iyi olağandan çok daha iyi davranmak gerekliydi, ama huylandırmamak lazımdı. Zaten pazartesi günü o da öğrenecekti. Okulu uzattığımı duyduğunda ne kadar üzüleceğini düşündüm, o mahvetti bir an beni. Kalbime diş ağrısı gibi bir ağrı vurdu ulan ne yapacaktım ben? İrkildim.

Adrian girdi oyuna. Maça bakmaya başladım. Sağ çizgiye yakın bir yerden frikik kullanıyorduk, Adrian'a top atıldı topu ustaca kontrol edip Halil Altıntop'a servis etti. Gol oldu. Gol dedim. Neden burdayım ulan ben sorusunun cevabını artık biliyordum. Gidecek başka bir yer yoktu. Sığınabilecek başka bir yer yoktu.