1 Ara 2012

Şapkayı Öne Koyup Düşünme Zamanı

   Gaziantepspor karşısında alınan beraberliği hakeme bağlamak yanlış olur, hakemler hata yapar, önemli olan bunların kasıtlı ve/veya sürekli olmamasıdır. Galatasaray haftalardır kötü oynuyor. Elazığ maçında Melo'nun penaltı kurtarmasıyla arka planda kalan sorunlar bugün iyice açığa çıktı. Kağıt üzerinde çok iyi görünen kadronun 14 maçta 26 puan toplaması transfer yanlışları, form düşüklükleri ve oyuncuların ligdeki düşük konsantrasyonları ile birleşince açıklanabilir.

   Muslera çok iyi bir kaleci olduğuna kimsenin bir itirazı olmaz sanırım. Ancak ne kadar profesyonel olursa olsun İstanbul'da tek başına yalnız yaşayan bir Uruguay'lının tüm lig maçlarına (ki bazen bu adam günlerce uçak yolculuğu yapıp maçlardan bir gün önce İstanbul'a geliyor) mental olarak hazır olmasını bekleyemezsiniz. Bunun için ekstra motivasyon sağlayacak psikolojik destek ekipleriniz olmalı.( 1996-2000 arasında bu işin en iyilerinden Prof. Dr. Acar Baltaş'ın Galatasaray Spor Kulübünde çalışması aklıma gelen ilk örneklerden). Aynı konsantrasyon sorunları Eboue için de geçerli. Üstüne Eboue'nin ikamesinin, bırak Eboue'yi zorlamayı , Türkiye'de herhangi bir takımda oynayacak kalitede olup olmadığı tartışmalı. Sol bek desen kanayan yaran. (Liverpool'un Liverpool olduğu zamanlar sol kanat oynayabilmiş, yetenekli bir adamı Manchester karşısında iki bindirme yapabildi diye modern sol bek ilan etmeye gerek yok.) Stoperde de muadil tercihini yanlış yapmış, oraya çekidüzen veren ve yaşı 34 olan Ujfalusi yerine, Semih'e muadil olabilecek Dany'yi almış, Ujfalusi sakatlanınca ise oynadığın Cris kumarını kaybetmişsin. Melo konusunda ekonomik sebepler seni bekletmiş olabilir, ancak sen üst düzey bir alternatifinin olmadığı bir mevkide 3 ay tatil yapacak kadar amatör bir oyuncuyu alarak ikinci büyük kumarını kaybetmiş oluyorsun. Selçuk ve Hamit konusunda da psikolojik destek eksikliğin var. Amrabat'ın ise transfer edilmeden önce ne kadar izlendiğini merak ediyorum. Herhangi bir defans oyuncusunun bir iki maçını izleyerek durdurabileceği bütün hareketleri ezbere olan ve oyun zekası bu kadar düşük bir adama, her ne olursa olsun, bir inat uğruna 8 milyon euro bonservis vermenin mantığı nasıl açıklanabilir bilmiyorum. Forvetlerin ise şimdilik seni taşıyor, ancak kaçırmaya başladıkça bitmiş, uzatmaları oynayan taraftar grubun bugün Hamit'e yaptığını o gün onlara yapacak.

   Galatasaray'ın sorunlarından bahsettik. Aslında bu sorunlar kapatılamayacak ya da kısa vade için çözülemeyecek sorunlar değil. Ujfalusi iyileşir, bir sol bek alırsın, bir kıvılcım takımı lige döndürür, Melo devre arası toparlar, Amrabat kendini geliştirir. Kimsenin mükemmel olmadığı yerde hatalarını azaltan sen şampiyon olur, sonrası için yola farklı bakarsın. Ama senin daha büyük bir sorunun var: Galatasaray taraftarı seyirciye dönüşmüş durumda. Bunda yeni stadın etkisi büyük elbette. Ancak futbolcuların maç seçmesi gibi taraftarında maç seçmesi gibi saçma bir durum ortaya çıkmış durumda. Hepimiz biliyoruz ki o kendisiyle çok övünen taraftar grubu şimdiden 16 Aralık 2012 tarihindeki Fenerbahçe maçı için hazırlıklara başladı ve bu süreçte geçen maçlar onların çok umrunda değil. Bu bilmeden kendini öne çıkarma çabası mı yoksa bir rüzgara kapılıp gitme mi bilemiyorum. Ancak Galatasaray'a zarar verdiği ortada. Bazılarının şapkayı öne koyup düşünme zamanı geldi..

1 yorum:

oğuz akdeniz dedi ki...

güzel yazı olmuş..
http://zoomlabakalim.blogspot.com/