5 Ara 2012

Cola Turka Topu

Cola Turka çok havalı bir giriş yapmıştı piyasaya, bizim çocukluktan gençliğe geçiş zamanlarımızdı. Yerli kola, müslüman malı herkes bir galeyana gelmişti; tadı başarısı hakkında yorum yapmayacağım ama ilginç bir furyaydı.

Bi gün 'Cola Turka top veriyomuş lan' dediler. TV'de rastladım reklama deli divane oldum, acayip seksi gözükmüştü gözüme; alacam ulan ben bunu dedim. Bizim Ali Amca var Tonyalı, bakkalda çalışıyodu. Gittim yanına dedim abi kulun kölen olayım şu topu bul getir bana, 'tamam' dedi 'bakkala gelsin topun hazır' dedi. Pek inanmamış, güvenmemiştim. Kupon-kapak işlerinde çok kolpa dönerdi bizim oralarda. 'Neyse' dedim, bakarsın gelir.

Ben rutin oyunuma devam ediyorum o zamanlar. Kırmızı bi plastik topum vardı, en az beş kez patlamış sabunla tedavi edilmişti. Bilen bilir, patlayıp sabunlanan topa ağırlık gelir; plastik top deyip geçmeyin lan Laz Ziya için Orhan neyse benim için de o top öyleydi. Emektarımdı, derdimin dermanıydı.




Aradan üç hafta geçti Ali Amca aradı evi 'Salih gelsin alsın, top geldi' dedi. Bakkal bize yakındı, bi koşu gittim aldım topu. Evin önüne gelene kadar dokunmadım topa. Evin önüne geldim, topu poşetten çıkarıp zemine bıraktım, iki sektirdim duvarla paslaştım ki o ne? Bu Euro 2012 Adidas topları filan bok yemiş birader, böyle bir zarafet böyle bir estetik yok. Çocuklarla beraber oynayalım dedik de ben iyice huysuzlanmaya başlamıştım. Mahalle arası top tele filan çarpıyodu içim gidiyodu anasını satıym. Dedim hadi lisenin bahçesine toprak sahaya. 

Oldum olası kıytırık bir topçuyumdur ben, küçük takımın küçük topçusu işte. Ama Allah için toplara iyi vururdum. Bu Cola Turka topu benim için zirveydi. Ulan her golüm jeneriklikti. Top bizim civarda baya meşhurdu, yan mahalleden çocuklar bizi maça davet ederdi sırf bu topla oynayabilmek için. 

Benim emektar kırmızı plastik topa Laz Ziya Orhan'a ne yaptıysa onu yaptım. Resmen öldürdüm ulan topu. Bizim Rahmetli Fadime Teyze'nin tellerle örülü bir bahçesi vardı, tellerin yer yer sivri noktaları vardı biz de genelde plastik topla takıldığımızdan orda pek top oynamazdık. Ama ben sinirlendiğim zamanlarda bi top bulur orda şut çekerdim, ne toplarım patladı orda. Neyse bi gün kafam baya bozuktu. Aldım benim plastik topu gittim tellere iki vurdum üç vurdum dördüncüye takıldı bi tele patladı. Top zaten defalarca by-pass ameliyatı olan bir dedenin bağışıklığındaydı, bu saatten sonra sabun ne fayda. Topu ikiye ayırıp bir parçasını kafama şaka yaptım, bir nevi cenaze törenidir bu bizim mahallede. Bi topun senin için anlam ve önemi varsa patladıktan sonra şapka yaparsın. Sonra da çöpe değil ırmağa atarsın. Garip adamlardık.

Normalde annem böyle şeylere acayip kıl olur ama zor bela topu odamda saklamak üzere anlaşmıştık. Eve her geldiğimde topu yıkayıp silerdim. Sonra da kitaplığımla duvar arasındaki boşluğa koyardım.Evde kimse olmadığında çıkarır oynardım arada sırada, fakat riskliydi hayvan hayvan hareketler yapıyodum.

Ulan bi gün eve geldim. Çocuklar aşağıda bekliyor lisenin bahçesine geçecez. Bide baktım top yok. Sordum anneme nerde diye. 'Misafirin çocuğuna verdim oyalansın diye' dedi. Çocuk balkondaydı gittim yanına baktım, dört beş yaşında bi bebe. Sen bi kalem al topun üzerine saçmasapan şeyler çiz sonra da kalemi topa batır patlat. Nası bi mantık lan? Nasıl yani? Ulan erkek çocuk dediğin topla oynar, vurur bi yere patlatır. Öyle bişey olsa yine bi derece spora sporcuya saygımız var; zayiyat der geçeriz. Gittim anneme kızacam, annemin en büyük huyudur benim yaşadığım tüm travmalarda 'cool' takılır. 'Uf çocuk işte' dedi. Çıktım sokağa 'bizim eve bi tane velet gelmiş topu almış sokağa çıkmış duvardan gelişine bi koymuş tellerde patlamış top' dedim. Çocuklar beni teselli edip 'takma oğlum, bebe de sıkı vurmuş helal olsun' dediler. Çocuk topa kalem sokmuş denir mi lan? Adamla iki sene dalga geçerler.

Fransa 98'in topu her zaman hayallerimi süslemiştir. Birkaç defa halısahalarda oynama fırsatım oldu, deliye döndürüyodu beni; karizması, gidişi, her vurduğunda kendini Zidane zannetme hissi muazzamdı. O top bir, Cola Turka topu ikiydi benim için. Belki bu yazıyı okuyup 'ulan o ne dandik toptu' diyenler olur; fakat napalım bu böyle işte. Bu işler böyle. 

1 yorum:

Sinan Baran dedi ki...

Lise hazırlıkta sınıf arkadaşlarımızla ortaklaşa Fevernova almıştık. Topla Pazartesi günü beden eğitimi dersinde oynadık, herkes keyifli. Benim ev okula yakın diye bana kitlediler. Ben de durur muyum gece çıkardım topu dışarı oynuyoruz mahalleden bebelerle. Abilerimizden biri olan Taha geldi. Nedensiz bir şekilde toplara çok sert vururdu ki Fevernova'ya da vurdu. Ne oldu? Gerginlik dolu bir saatin ardından aldığımız ilk gün top bizim mahallede patladı... Topu yarıp içine plastik top yerleştirdik mecbur. Sözde çaktırmayacağım. Çaktılar...